"Yüreği acıyla sıkışmıştı. Sanki bin parçaya bölünecek gibiydi… Sevgilisinin aşkıyla çarpan kalbi şimdi kırık hayallerle doluydu. “Bu acı nasıl bitecekti?” İşte bunu bilemiyordu. Çünkü bu aşk, madde ya da enerji gibi değildi. Evrenin sonsuz kaynağından doğmuştu. Yokluktan var olan bir mikrop gibiydi. Kalbin en karanlık bölgesinden bile söküp atılamazdı. Ama o bunu bilmiyordu. Kaldı ki bilse bile inanılması çok zordu. Hem o zaman bu saatte sevgilisinin mezarı başına gelmezdi... O zaman ilk gerçeği öğrenmeden ikinci gerçeği öğrenmek zorunda kalmazdı… Aşk, insanın asla kaybolmayacak ya da çalınamayacak dolu bir kabı taşıması gibiydi ama dökülebilirdi. Ve içindeki kan, toprağa akabilirdi. Ancak aşk, değişmez bir sabit değildi. Tıpkı günün geceye dönüşmesi gibi o da bir gün nefrete dönüşebilirdi. Tıpkı hayatın ölüme dönüşmesi gibi…" ~ The X Files ~
– Hayatı güzel mi buluyorsun? + Eğlenceli bulmamam için bir neden yok. – Bunun için gizli bir formülün mü var? + Peki ya sen? – Hayat senin için eğlenceli değil mi? + Fena değil işte. – O zaman biraz daha mülayim bir şekilde yaşa. + Ne ima ediyorsun? – Görücü usulü evlilikler vs. o kadar da endişelenilecek şeyler değil. Görücü usulü evlenmekte ne var ki bu arada? İnsanlar tanışır, aşık olurlar ve çocukları olur. Hayat bu işte. + Ciddenn böyle mi düşünüyorsun? – Gerçekten bu duruma katlanamıyorsan bir aşık ol bakalım! + O zaman hayatım daha mutluluk dolu mu olacak. – Kuşkusuz! + Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? – Aşık olmanın verdiği hazzı bilmiyor musun? Zamanın başlangıcından beri bu böyledir. + Kesinlikle mutlu mu olurum? – Çok derinden aşık olmadığın sürece evet. Her şeyin aşırısı sadece “ACI” getirir. + Senin gizli formülün bu mu? – Evet. + Bu durumunu kıskandım… Cidden… ~ Que Sera, Sera ~
“O herife nasıl bakıp güldüğünü kendi gözlerimle gördüm. Oysa bana ne öyle bakarsın, ne de gülersin.” Estella ansızın bana doğru döndü. Kızgın değildi ama son derece ciddi, samimiydi. Gözlerini gözlerime dikerek: “Sana da öyle bakıp güleyim mi istiyorsun?” dedi. “Demek seni de kandırıp aldatayım istiyorsun…” “Onu kandırıp aldatıyor musun, Estella?” “Hem onu. hem de başka birçoklarını. Önüme çıkan herkesi aldatıyorum… senden başka.”
Bu; o eski, güzel günlerin hikayesi... Naina ve Sameer'in... ❤
Yeh Un Dinon Ki Baat Hai; 5 Eylül 2017 tarihinde, Sony TV ekranlarında yayınına başlanan güzel bir Hint dizisidir. Dizinin yapımcılığını Shashi Sumeet Productions yapmakta, baş karakterleri Sameer ve Naina ise Ashi Singh ve Randeep Rai hayat vermektedir. Dizi 90'larda yaşanan güzel bir "ilk aşk" hikayesini ekranlarını taşımaktadır.
YUDKBH; 1990 yılında, Ahmedabad şehrinde ilk aşk, ilk heyecanlar ile tanışan Sameer ve Naina'nın masum, inişli çıkışlı aşk hikayesini onların ağzından bizlere anlatıyor. Okulun en iyi ve örnek öğrencilerinden olan Naina, Ahmedabad'daki lisesinde havalı, dikkat çekici ve asi Sameer ile karşılaşır. Görür görmez ona tutulur ancak daha aşkın ne olduğunu hiç bilmediği bir yaştadır. Bu karşılaşmadan sonra ikisinin de hayatı bir daha aynı olmayacaktır...
90'lı yılların güzelliğini, masum ilk heyecanları ve o yıllara ait pek çok şeyi bu güzel dizide bulabilirsiniz.
K: Çünkü korkutuyorsun. Benden ne istediğini bilmiyorum. E: Her şeyi. K: Bu çok fazla. E: Sen benden ne istiyorsun? K: Bilmiyorum. Bir şey… E: Bu çok az.