"Bir parça delilik en ilahi duyu farkı görebilen bir göze; bir parça duyu en çıplak delilik. Çoğunluk, bunda, hepsi beraber, üstün gelir. Kabul et... ve makulsün; Karşı çık... derhal tehlikelisin ve bir zincire vurulursun."
“Bana yol vermek için kenara çekilen trilyonlarca molekülün içinden geçiyorum. Her iki tarafta daha trilyonlarcası oldukları yerde dururken…”
"Açık gökyüzünden su düşüyor, Genç bir kızın omuzlarından dökülen saçları gibi tıpkı... Su düşüyor... Asfaltta gölcükler oluşturuyor, Binaların girişindeki lekeli puslu aynalar misali... Evimin çatısına düşüyor, Annemin üzerine ve saçlarıma düşüyor. Çoğu insan ona "yağmur" diyor..."
"Çocukken üç boyut olduğunu öğrenirsin.
Yükseklik, genişlik ve derinlik... Tıpkı bir ayakkabı kutusu gibi.
Sonra dördüncü bir boyut olduğunu işitirsin: ZAMAN...
Sonra bazıları da der ki, beşinci, altıncı ve yedinci boyut olabilir...
Tin Joek Jau Ching - Bir Anlık Aşk Hikayesi
Senaryo: James Yuen
Yönetmen: Benny Chan
Ülke: Hong Kong
Tür: Aksiyon, Dram, Romantik
Vizyon Tarihi: 1990
IMDB Puanı: 7,5 IMDB Linki
Oyuncular: Andy Lau, Jacklyn Wu, Ng Man-tat
Film, Wah dee adındaki bir yeraltı serserisi ile zengin bir genç kız olan JoJo'nun aksiyon yüklü aşk hikayesini anlatmaktadır. Hong Kong sinemasının önemli klasiklerinden biri sayılılan film sayesinde Andy Lau'nun lakabı Wah Dee olmuştur.
Türkçe altyazılı olarak alttaki linkten ulaşabilirsiniz.
DİPNOT: Wong Kar Wai'nin, Days of Being Wild filmiyle And Lau'yu keşfedip çok sevince; nette onun hakkında araştırma yaparken And Lau'nun en iyi filmleri diye bir liste çıktı karşıma. Orada eski olmasına rağmen en güzel filmlerinden biridir falan yazmışlardı. Romantik de olunca -aksiyon ve wuxia çünkü Andy'nin filmlerinin çoğunluğu- izleyip, çok sevip çevirmeye karar vermiştim bu güzel; aşk ve aksiyon dolu filmi.
“Korkak bir aşığın haysiyeti eski bir gazeteden fazla olmaz. Haberi ne kadar güzel ve ilgi çekici olursa olsun kaderi çöp torbasını boylamaktır.” ~Guzaarish dizisinden~
“Uyku gafletindeki annenin evladını Azrail alıp götürmüş. Karanlıkta, panik içinde evladını arayan anneye Gece Tanrıçası sormuş: “Evladını bulmak mı istiyorsun? Öyleyse bana güzel saçlarını ver. Ben de sana Azrail’in nereye gittiğini söyleyeyim.” Derken annenin yolunda, dikenli bir çalı belirmiş: “Evladını bulmak mı istiyorsun? Öyleyse beni sıcak bedeninle sımsıkı sar. Ben de sana Azrail’in nereye gittiğini söyleyeyim.” (Anne bunların hepsini yapıyor.) Nihayetinde, kucağında evladıyla yürüyen Azrail’i görmüş. Bu sefer de aralarında bir göl peyda olmuş: “Evladını bulmak mı istiyorsun? Bana saf ve içten bakan gözlerini ver. Ben de üzerimden aşmanı sağlayayım.” Anne hiçbir tereddüdü olmaksızın iki gözünü de çıkarıp göle bırakmış. – Eee? Çocuğunu bulmuş mu? Hayatta mı?…
“Gerçekten değer verdiğin biri var mı delikanlı? Kastettiğim, sadece onu düşündüğünde bile içini mutlulukla dolduran biri. Günümüzde pek çok insanın değer verdiği kimsesi yok. Kaybedecek bir şeyleri olmadığını düşünüyorlar. Bu nedenle de kendilerini güçlü görüyorlar. Böylece de, her şeyi yapabileceklerine dair kendilerini kandırıyorlar. Aşık insanları, kaybedecek bir şeyleri olan insanları gördüklerinde, onları küçümsüyorlar. Bu doğru değil. İnsanların böyle olması gerekmiyor…” Akunin – Cani
– Gençliğin ne kadar kıymetli olduğunu bilmiyorlar. + Sağlıklı olduklarının farkında olamayacak kadar sağlıklılar. – Bilmedikleri bir şey daha var. + Neymiş o? – Zamanla onlar da yaşlanacak.
Tarihi şehir Banaras'ın renk ve adetleri içinde hayat bulan Ishq Ka Rang Safed - Aşkın Rengi Beyaz - Viplav'ın Dhaani'ye karşı olan imkansız aşkının hikayesidir. Mahant Dashrath Pandey'in hukuk eğitimi için yurt dışına gitmesi planlanmış olan gamsız ve şımarık torunu Viplav, Banaras'ın ve ailesinin aşırı muhafazakarlığına, gelenek ve görenekçiliğine asla dönmeme niyetindedir. Viplav'ın, Dhaani - Beyazlar içindeki bir hanım - ile karşılaşmasıyla hayatı beklenmedik bir şekilde yön değiştirir. İncinen egosunun cezası olarak yaptığı masum bir şaka onu görmediği bir dünyanın içine çeker ve hayatın bazı acı gerçeklerinin farkına varmasını sağlar. Dhaani'nin örnek teşkil ettiği bir gerçeğin... Ahlak kurallarının, 21. yüzyılda bile kadınları yaşayan bir ölü yaparak lanetlediği bir toplumda; suskun, ağırbaşlı bir hayat süren genç bir dulun.. Beyazlara sarınıp, ilkelerine içtenlikle inan bir dul... Dhani toplum kurallarına uyumludur ama yine de Viplav'ı bir şeytan olarak gördüğü zamandan, kendisine olan aşkını itiraf edene kadar olan zamanda,
ona karşı olan tutumu ve aşırı gururunun gösterdiği gibi zayıf değildir. Dhani kendisine ikinci bir mutluluk şansı verecek mi? Eski geleneklerin savunucusu olan birinin torunu çizgiyi aşarsa ne olur? Viplav'ın aşkı toplum ve eski gelenekler tarafından inşa edilen sınırları ve duvarları yıkabilecek mi? Hepsi Aşkın Rengi Beyaz'da...